9 Kasım 2013 Cumartesi

Disneyland


Yine merhabalar,

Uzun zamandır bloğuma yazı yazmıyorum. Çünkü sizin için Paris, Fransa'ya gittim. O yüzden fazla yazı yazamadım. Hatta hiç yazı yazamadım. Fotoğrafta gördüğünüz yer Disneyland'ın girişi. Aslında Disney Studios'un girişi.
Disneyland  biletimizi İstanbul'da aldık. Orası muhteşemdi. Heyecanlıydı. Ve korkunçtu!
O kadar korkunçlardı ki !!!
İlk bindiğimiz makine Turtle' dı. Biz çook fazla sıra bekledik. Kaplumbağanın kabuğuna bindiğimizde sadece basit bir eğlence sandık. Ancak öyle değilmiş. Karanlıkta bir sağa- bir sola- bir aşağı bir yukarı döndük. Arada yukarı çıkıp hızla indik. Çok keskin virajlar vardı. Karanlıkta nasıl gördün diye soracaksınız, o kadar hızlıydı ki hızından anlayabiliyordum. Oradayken öleceğimi sandım. Hani çizgi filmlerde olur ya, insanların ağzı geriye doğru fırlar, gerçekten de öyle.
Sonunda indik.


Bir bota bindik.  Uzun ve karanlık bir mağaraya doğru yöneldik. İçeride korsanların kaldığı yerler, mutfaklar, tencereler gibi eski eşyalar vardı.
Monsters'ı izlediniz mi?
Bence çok güzel. Esas da ikincisi.
Disneyland'ı gezerken heryerde Disney karakterleri ile karşılaşıyorsunuz.
Disney Studios'ta korku oteli diye bir şey duydunuz mu? Ben binmesem de babam Amerika'da binmiş. Korkunçmuş. Onun için ben binmedim. Çünkü en üst kattan asansör ile düşüyormuşsun...

Filmlerdeki gibi bir gösteri yaptılar. Müthişti.

Adam gerçekten yanıyor. Sonra söndürdüler, adamın yanacak hali yok ya :)


Ben de onun gibi müzisyen olmak istiyorum :)

Merhaba Micky

 Orada rahat mısın Remy :)
Karşınızda büyük, pembe şatoooo...

Korkunç!!!
vaauvvv kare ağaç !
Burası Alice'in Labirenti. Alice'i izlediniz mi? Ben izledim ve harikaydı.

Kaçmamız gereeeeek!

Merhaba Fare :)


Ben geliyoruuuuummm !!!

3 Ekim 2013 Perşembe

BALIK DÜNYASI


Burası akvaryum. Nerede olduğunu sorarsanız Florya'da. Bu balığın adını bilmiyorum. Ama güzel gözüküyor. Ağzı biraz komik olabilir ama vücudu ve kafası çok güzel. Kafasında gördüğünüz iki tane delik var ya; onlar onun solungaçları. 



Şu gördüğünüz balık tam bir kılıç balığına benziyor değil mi? Ama değil. Kılıç Balığının burnu uzun olur bunun ise kısa. Alttaki fotoğrafta göreceksiniz. Ve ayrıca bunun üstünde tırtıkları var ve kılıç balığından baya bir küçük.


Görüyorsunuz bu bir köpek balığı...Akvaryumun içindeki en büyük tanklardan biri ve burada görmüş olduğunuz köpek balığı o tankın içinde. İçeride sadece bir köpek balığı yok, içinde vatozlar, balıklar, köpek balıkları var.
Bu da aynı tankın içindeki vatoz. Şu solungaçlarına bir bakın ve yüzgeçlerine. Yüzgeçleri bir üçgen biçiminde ve solungaçları üç tane.


Şu dev istakoza bir bakın...
Fenerbahçe'li bir balık...
Sapsarı tombul bir balık
Boynu parıldayan bir balık

Küçük bir balık

Bunlar pirana. Vahşi ve keskin dişli piranalar. Tankın içinde dolaşıyorlar.


Bir deniz solucanı...








17 Eylül 2013 Salı

KERTENKELE AVCISI - 2

 
Kertenkele avında bazen artistlikte olmalı. Dedem bir şapka, bir sopa alıp geldi. Ben de bir şapka, bir çift eldiven ve bir kavanozla geldim. En havalısı benimkiydi. Ama havalılığı arttıran da dedemdi. Neyse, kertenkele avının başlangıcı böyle işte. Size anlatacağım nasıl bir sonu olduğunu ve nasıl yorucu bir zaman olduğunu ve bütün otların arasını karıştırmayı. Ama en yorucusu, en endişe gerektiricisi kertenkele bulmak. Buna doğru da yanlış da diyebilirsiniz ama sonuçta kertenkele avcısı benim!
 
 
Görüyorsunuz dediğim gibi yeşil ve kahverengi. Kafası mavi değil, zaten o da gözükmüyor. Size söylemiş miydim söylememişmiydim bilmiyorum ama yine söyleyeceğim kafası mavi, gövdesi yeşil kuyruğu ve arka bacakları da kahverengi. Bu arada vücudunda iki tane ön ayak var ve bu ön ayaklarda yeşil. Sadece söylemiş olayım dedim :)

Kertenkelenin yerinde olsaydım üzülürdüm. Normal, siz de üzülürdünüz. Bir kavanozun içine tıkılı kalmak. Hiç hoşuma gitmez. Sizin de gitmez. Gitmezse de şaşırmam.


 
Burada gördüğünüz benim. Sonunda size kendimin tuttuğunu ispatladım, veya ispatlamadım. Herkes içine kertenkele koyulmuş bir kavanozu eline alabilir. Ama kertenkele yakalamak başka bir şey. Bu yüzden dedim.. Böyle mutlu bir poz kesinlikle kertenkele yakaladığımı açıklıyor.
Ama siz inandınız mı hala bilmiyorum.

15 Eylül 2013 Pazar

KERTENKELE AVCISI - 1


Burada gördüğünüz bir kertenkele ...Doğru duydunuz bu bir kertenkele. Güzel değil mi?








Mavi, yeşil, kahverengi muhteşem değil mi ?




Diğer 4 fotoğrafta olan yer Akçakoca'daki bir köy. Orada 2 tane rengarenk kertenkele gördüm. Siz de gördünüz. Şimdi orada gezinirken karşıma bir kertenkele çıktı. Ben de bu kertenkeleyi fotoğraf makinamla çektim. Bir tane daha gördüm ama o kaçtı. Giderken yolda 1 tane daha gördüm ve bunu da kaçırmıyım diye teyzeme çektirdim. Son anda yakaladığıma çok sevindim .Mutluydum çünkü bunu sitemde paylaşacaktım.











Burası Akçakoca'daki dedemin yazlık evi. İlk önce kertenkele avına çıkmıştım. Çok rahat bir şekilde bir tanesini yakaladım. İkincisinde bende kertenkele de yorulduk. Sonunda kertenkeleyi yorgun bir şekilde çıkardım, elimle yakaladım ve kavanoza koydum. Çok eğlenceli ama yorucuydu. 




Bir tane kertenkele korkudan yere düştü, ölmedi veya bayılmadı sadece yere yatıp camdan dışarı doğru baktı. Onlar adına çok üzüldüm ve onları bıraktım. Mutlu olup kaçıp gittiler.Çok mutlu oldum onları mutlu görmekten.









Bu demin ki kertenkelelerden birazcık daha büyük. Başta gördüğünüz mavi, yeşil ve kahverengi.  Bu ise yeşil ve kahverengi. Bunu yakaladığım için daha bir mutlu oldum. 


Bu en büyükleriydi. Kertenkele yakalarken eldiven taktım ısırırlar diye. Belki ısırır belki ısırmaz önlemini almak gerek. Bundan birazcık dedem korktu. Çünkü çok büyük ve yemyeşildi. 



5 Eylül 2013 Perşembe

Akçakoca ve Zeytin


Bu Zeytin, insanları koruyan köpek. Her şeyden korur. Hatta bir kertenkeleden bile. Çok can dostudur. İnsanları sever. İnsanlar da onu sever. Bazenleri Akçakoca'da anneannemlerin olduğu bölgede geceleri çakallar dolaşırken Zeytin geldi ve onları korkutarak kaçırdı. Bir keresinde birkaç tane köpek gelip Zeytin'le kavga etti. Zeytin ve diğer köpek takımı birbirlerine havlamaya başladılar. Sonunda Zeytin kazandı. Zeytin'in sahibi o sitenin bekçisi ama sitedeki herkes Zeytin'e bakıyor.  
 

 
 
Dedem bir ara Zeytin pirelendiği için onu yıkamaya karar verdi. Yıkamak için ilaçlar aldı. Bir köpek için bu kadarı fazla değil mi? Bence fazla değil. O bizim için, bizi korumak için herşeyi yaptı. Biz de pirelerinden rahatsız olmasın diye Zeytin'i ilaçlı suyla yıkadık. Ama ne yazık ki ona iyilik yaparken Zeytin'in canını acıttık. Onu özgür bırakınca hızla koşmaya başladı. Bütün sitenin etrafında dolaştı durdu. Ya canı acıyordu yada sevinçten koşuyordu. En azından pirelerinin birazı gitti...
 

Zeytin'i seviyorum. Bu yüzden onunla beraber fotoğraf çektirdim. Orada gülümsüyorum, korkmuyorum da. Korkan insanlara da korkmayın diye telaffuz ediyorum. Ama yine de korkuyorlar. En azından korkularını azaltıyorum ve Zeytin'i en çok ben seviyorum.